DOLAR

49,1432$%0,03

EURO

54,9452€%-0,18

STERLİN

65,1343£%-0,16

GRAM ALTIN

6.644,78%1,51

ÇEYREK ALTIN

10.874,00%1,07

BİTCOİN

4080979฿%0.32584

İmsak Vakti a 02:00
Kırklareli PARÇALI BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
admin

admin

15 Temmuz 2026 Çarşamba

DİĞER YAZARLARIMIZ

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat devam ettikçe türlü türlü risklerle karşı karşıyayız. Ekonomik zorluklar, depremler, savaşlar, hastalıklar, boşanma ve ölümler yaşam boyu karşılaşabileceğimiz belli başlı risklerdir.

Peki karşımıza çıkan bu riskler kimi insanları hiç etkilemezken kimi insanları neden hayata karşı daha ümitsiz, mutsuz ve kaygılı yapar?

Yani bazı insanlarda neden Kaygı Bozuklukları, Depresyon ya da kronik rahatsızlıklar varken, neden bazı insanlarda herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu ya da sürekli yakasını bırakmayan hastalıkları yoktur, neden o insanlar yaşadığı sarsıcı olaylardan fazla etkilenmez ya da olumsuz bir olay sonrası nasıl olur da bu insalar o kötü ruh halinden çıkıp hemencecik hayatlarına kaldığı yerden sanki hiçbirşey olmamış gibi devam eder?

Aslında bu sorunun cevabı çok basittir; psikolojik olarak dayanıklı insanlar yaşamda karşılarına çıkan güçlüklerde daha dayanıklıdır. Yani biz buna psikolojide “Psikolojik Sağlamlık” deriz.

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

O halde bütün anne babaların en çok isteyeceği şeydir; psikolojik olarak sağlam çocuklar yetiştirmek ancak bir çok anne baba bu konuda başarılı olamaz. Çünkü her konuda gözden kaçabilen ince ayrıntılar olduğu gibi çocuk eğitimindeki ince ayrıntı kritik zamanların olduğudur.

Psikolojik olarak sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı; kritik zamanda çocuğunuza zorluklarla mücadele etmeyi öğretmenizdedir. Yani çocuğunuza çok erken yaşlarda vereceğiniz görev ve sorumluluklar, onu hayatın zorluklarına da hazırlayacak ve onu psikolojik olarak dayanıklı halde getirecektir.

Ancak çocuğunuza vereceğiniz görev sorumluluklarda çocuğunuzun yaşı ve gelişimini de göz önünde bulundurmanız gerekir zira bu defa çocuğunuzun kaldıramayacağı fazla sorumluluklarla da çocuğunuzu istismar edebilirsiniz.

Bir diğer konu da çocuğum zorluklarla baş etmeyi öğrensin derken yanlış tutumlarınızla çocuğunuzun ruh sağlığını olumsuz etkilemenizdir.

Dolayısıyla gösterdiğiniz doğru ebeveyn tutumlarınız, ölçülü sevginiz, ilginiz çocuğunuzda olumlu benlik yapılanması oluşturur. Böylelikle çocuğunuz hayatta hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın çevresini suçlamaz, kendini değersiz hissetmez, pes etmeden ve olumsuz etkilenmeden yaşama güçlü şekilde tutunmaya devam eder.

Devamını Oku

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat devam ettikçe türlü türlü risklerle karşı karşıyayız. Ekonomik zorluklar, depremler, savaşlar, hastalıklar, boşanma ve ölümler yaşam boyu karşılaşabileceğimiz belli başlı risklerdir.

Peki karşımıza çıkan bu riskler kimi insanları hiç etkilemezken kimi insanları neden hayata karşı daha ümitsiz, mutsuz ve kaygılı yapar?

Yani bazı insanlarda neden Kaygı Bozuklukları, Depresyon ya da kronik rahatsızlıklar varken, neden bazı insanlarda herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu ya da sürekli yakasını bırakmayan hastalıkları yoktur, neden o insanlar yaşadığı sarsıcı olaylardan fazla etkilenmez ya da olumsuz bir olay sonrası nasıl olur da bu insalar o kötü ruh halinden çıkıp hemencecik hayatlarına kaldığı yerden sanki hiçbirşey olmamış gibi devam eder?

Aslında bu sorunun cevabı çok basittir; psikolojik olarak dayanıklı insanlar yaşamda karşılarına çıkan güçlüklerde daha dayanıklıdır. Yani biz buna psikolojide “Psikolojik Sağlamlık” deriz.

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

O halde bütün anne babaların en çok isteyeceği şeydir; psikolojik olarak sağlam çocuklar yetiştirmek ancak bir çok anne baba bu konuda başarılı olamaz. Çünkü her konuda gözden kaçabilen ince ayrıntılar olduğu gibi çocuk eğitimindeki ince ayrıntı kritik zamanların olduğudur.

Psikolojik olarak sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı; kritik zamanda çocuğunuza zorluklarla mücadele etmeyi öğretmenizdedir. Yani çocuğunuza çok erken yaşlarda vereceğiniz görev ve sorumluluklar, onu hayatın zorluklarına da hazırlayacak ve onu psikolojik olarak dayanıklı halde getirecektir.

Ancak çocuğunuza vereceğiniz görev sorumluluklarda çocuğunuzun yaşı ve gelişimini de göz önünde bulundurmanız gerekir zira bu defa çocuğunuzun kaldıramayacağı fazla sorumluluklarla da çocuğunuzu istismar edebilirsiniz.

Bir diğer konu da çocuğum zorluklarla baş etmeyi öğrensin derken yanlış tutumlarınızla çocuğunuzun ruh sağlığını olumsuz etkilemenizdir.

Dolayısıyla gösterdiğiniz doğru ebeveyn tutumlarınız, ölçülü sevginiz, ilginiz çocuğunuzda olumlu benlik yapılanması oluşturur. Böylelikle çocuğunuz hayatta hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın çevresini suçlamaz, kendini değersiz hissetmez, pes etmeden ve olumsuz etkilenmeden yaşama güçlü şekilde tutunmaya devam eder.

Devamını Oku

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat devam ettikçe türlü türlü risklerle karşı karşıyayız. Ekonomik zorluklar, depremler, savaşlar, hastalıklar, boşanma ve ölümler yaşam boyu karşılaşabileceğimiz belli başlı risklerdir.

Peki karşımıza çıkan bu riskler kimi insanları hiç etkilemezken kimi insanları neden hayata karşı daha ümitsiz, mutsuz ve kaygılı yapar?

Yani bazı insanlarda neden Kaygı Bozuklukları, Depresyon ya da kronik rahatsızlıklar varken, neden bazı insanlarda herhangi bir ruh sağlığı bozukluğu ya da sürekli yakasını bırakmayan hastalıkları yoktur, neden o insanlar yaşadığı sarsıcı olaylardan fazla etkilenmez ya da olumsuz bir olay sonrası nasıl olur da bu insalar o kötü ruh halinden çıkıp hemencecik hayatlarına kaldığı yerden sanki hiçbirşey olmamış gibi devam eder?

Aslında bu sorunun cevabı çok basittir; psikolojik olarak dayanıklı insanlar yaşamda karşılarına çıkan güçlüklerde daha dayanıklıdır. Yani biz buna psikolojide “Psikolojik Sağlamlık” deriz.

Psikolojisi sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı

O halde bütün anne babaların en çok isteyeceği şeydir; psikolojik olarak sağlam çocuklar yetiştirmek ancak bir çok anne baba bu konuda başarılı olamaz. Çünkü her konuda gözden kaçabilen ince ayrıntılar olduğu gibi çocuk eğitimindeki ince ayrıntı kritik zamanların olduğudur.

Psikolojik olarak sağlam çocuk yetiştirmenin sırrı; kritik zamanda çocuğunuza zorluklarla mücadele etmeyi öğretmenizdedir. Yani çocuğunuza çok erken yaşlarda vereceğiniz görev ve sorumluluklar, onu hayatın zorluklarına da hazırlayacak ve onu psikolojik olarak dayanıklı halde getirecektir.

Ancak çocuğunuza vereceğiniz görev sorumluluklarda çocuğunuzun yaşı ve gelişimini de göz önünde bulundurmanız gerekir zira bu defa çocuğunuzun kaldıramayacağı fazla sorumluluklarla da çocuğunuzu istismar edebilirsiniz.

Bir diğer konu da çocuğum zorluklarla baş etmeyi öğrensin derken yanlış tutumlarınızla çocuğunuzun ruh sağlığını olumsuz etkilemenizdir.

Dolayısıyla gösterdiğiniz doğru ebeveyn tutumlarınız, ölçülü sevginiz, ilginiz çocuğunuzda olumlu benlik yapılanması oluşturur. Böylelikle çocuğunuz hayatta hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın çevresini suçlamaz, kendini değersiz hissetmez, pes etmeden ve olumsuz etkilenmeden yaşama güçlü şekilde tutunmaya devam eder.

Devamını Oku

Uzmanlar anne babaları uyarıyor: Çocuğunuz 3 yaşından sonra hala parmak emiyorsa yardım alınmalı

Uzmanlar anne babaları uyarıyor: Çocuğunuz 3 yaşından sonra hala parmak emiyorsa yardım alınmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çocuklarda sıkça görülen parmak emme davranışına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tüğen, parmak emmenin ilkel bir refleks olduğuna dikkati çekerek, “Parmak emme küçük çocuklarda besleyici olmayan emme davranışlarından (battaniye, emzik vs.) birisi olarak kabul edilir. Emme davranışı çok küçük bebeklikten itibaren başlayan ilkel bir reflekstir ve bebekler ağlayınca çoğu zaman emzik verilerek rahatlaması sağlanır. Parmak emmenin de küçük çocuklarda çoğunlukla kendi kendini uyarma, rahatlama, psikolojik ve fizyolojik gerginliği azaltma gibi işlevleri vardır. Çocuktan çocuğa değişmekle birlikte çocuklar büyüyüp öz-yönetimlerini kazandıkça parmak emme genellikle 2-4 yaş arasında sonlanır” dedi.

“3 YAŞINDAN SONRA DA DEVAM EDİYORSA UZMANA BAŞVURULMALI”

Parmak emme davranışının her zaman psikolojik sorunlarla birlikte olmayabileceğini belirten Uzm. Dr. Tüğen, şöyle devam etti: “Aile bu durumda parmak emme davranışına diğer ruhsal sorunların eşlik edip etmediğini gözlemlemeli. Parmak emme davranışı özellikle hangi zamanlarda oluyor, parmak emme davranışıyla birlikte ya da öncesi ve sonrasında çocuğun yaptığı başka bir davranış var mı, ailenin bu davranışı gördüğü zaman nasıl tepki verdiği gözlemlenmeli. Örneğin; her seferinde uyarmak parmak emme davranışını arttırabilir. Başka ruhsal zorluklar eşlik ediyorsa ya da 3-4 yaşından sonra halen devam eden parmak emme davranışında uzmandan yardım alınmalı.”

“UZUN DÖNEMDE AĞIZ VE DİŞ PROBLEMLERİNE YOL AÇABİLİR”

Uzm. Dr. Tüğen, ailelere şu tavsiyelerde bulundu: “Parmak emmenin uzaması durumunda birkaç tedavi seçeneği vardır. Pediatrik diş hekimi, pediatrik psikiyatr ve çocuk psikoloğu görev almaktadır. Bunlar ağız apareyleri, parmağa takılan aletler ve davranışçı psikolojik müdahalelerin olduğu (ceza, ödüllendirme vs.) tedavilerdir. Ailelerin görev aldığı nokta davranışçı psikolojik müdahalelerin ya da aletlerin kullanılması durumunun evde yürütülmesidir. Uzun dönemli parmak emme davranışı belirgin olarak ağız diş sağlığı ve yapısal problemlerine neden olmaktadır. Parmak yapısında da tahriş ve yapısal sorunlara neden olduğu görülmektedir.”

Devamını Oku

Uzmanlar anne babaları uyarıyor: Çocuğunuz 3 yaşından sonra hala parmak emiyorsa yardım alınmalı

Uzmanlar anne babaları uyarıyor: Çocuğunuz 3 yaşından sonra hala parmak emiyorsa yardım alınmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çocuklarda sıkça görülen parmak emme davranışına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tüğen, parmak emmenin ilkel bir refleks olduğuna dikkati çekerek, “Parmak emme küçük çocuklarda besleyici olmayan emme davranışlarından (battaniye, emzik vs.) birisi olarak kabul edilir. Emme davranışı çok küçük bebeklikten itibaren başlayan ilkel bir reflekstir ve bebekler ağlayınca çoğu zaman emzik verilerek rahatlaması sağlanır. Parmak emmenin de küçük çocuklarda çoğunlukla kendi kendini uyarma, rahatlama, psikolojik ve fizyolojik gerginliği azaltma gibi işlevleri vardır. Çocuktan çocuğa değişmekle birlikte çocuklar büyüyüp öz-yönetimlerini kazandıkça parmak emme genellikle 2-4 yaş arasında sonlanır” dedi.

“3 YAŞINDAN SONRA DA DEVAM EDİYORSA UZMANA BAŞVURULMALI”

Parmak emme davranışının her zaman psikolojik sorunlarla birlikte olmayabileceğini belirten Uzm. Dr. Tüğen, şöyle devam etti: “Aile bu durumda parmak emme davranışına diğer ruhsal sorunların eşlik edip etmediğini gözlemlemeli. Parmak emme davranışı özellikle hangi zamanlarda oluyor, parmak emme davranışıyla birlikte ya da öncesi ve sonrasında çocuğun yaptığı başka bir davranış var mı, ailenin bu davranışı gördüğü zaman nasıl tepki verdiği gözlemlenmeli. Örneğin; her seferinde uyarmak parmak emme davranışını arttırabilir. Başka ruhsal zorluklar eşlik ediyorsa ya da 3-4 yaşından sonra halen devam eden parmak emme davranışında uzmandan yardım alınmalı.”

“UZUN DÖNEMDE AĞIZ VE DİŞ PROBLEMLERİNE YOL AÇABİLİR”

Uzm. Dr. Tüğen, ailelere şu tavsiyelerde bulundu: “Parmak emmenin uzaması durumunda birkaç tedavi seçeneği vardır. Pediatrik diş hekimi, pediatrik psikiyatr ve çocuk psikoloğu görev almaktadır. Bunlar ağız apareyleri, parmağa takılan aletler ve davranışçı psikolojik müdahalelerin olduğu (ceza, ödüllendirme vs.) tedavilerdir. Ailelerin görev aldığı nokta davranışçı psikolojik müdahalelerin ya da aletlerin kullanılması durumunun evde yürütülmesidir. Uzun dönemli parmak emme davranışı belirgin olarak ağız diş sağlığı ve yapısal problemlerine neden olmaktadır. Parmak yapısında da tahriş ve yapısal sorunlara neden olduğu görülmektedir.”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.